Ey iman edenler, Sadıklarla beraber olunuz..

İyi bil ki Allah'ın velilerine (sevdiklerine, dostlarına) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar ki inandılar ve korundular. Dünya hayatında da ahiret hayatında da müjde onlara..

Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları da Tağuttur. (O'da) onları aydınlıktan karanlığa çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır..

Allah Tealâ buyurmuştur: Her kim benim dostlarımdan birisine düşmanlık, ihanet ederse, ben ona harb ilân ederim. Kulum, kendisine farz kıldığım ibâdetleri yerine getirmekten daha sevimli bir şey ile bana vaklaşamaz..

Kim benim bir veli kuluma düşmanlık ederse, gerçekten O, benimle savaşmak üzere meydana çıkmıştır..

Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakka iletirler ve Hakk ile hüküm verir­ler..

Muhammedin canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Allah katında en değlerli kişiler, insanları Allah'a, Allah'ı da insanlara sevdirenler ve yeryüzünde nasihat ederek dolananlardır..

Bir kimse zamanının İmamını bilmeden ölürse, cahiliye devrinde yaşayan kişilerin ölüsü gibi ölür..

Benim için -Zerre kadar bile olsa- ALLAH sevgisine sahip olmak, içinde onun sevgisi bulunmayan yetmiş senelik ibâdetten daha hayırlı ve sevimlidir..

Kim Allah Tealâ’ya olan sevgisinin zevkine ererse, bu zevk onu dünyaya dalmaktan korur. İnsanlara karışıp, onlarla ömür tüketmekten sakındırır..

Hiç bir kimse, kendisine Allah ve Resulü malından, çoluk çocuğundan, bütün insanlardan ve hatta canından daha sevgili olmadıkça gerçekten iman etmiş sayılmaz..

Bağdat'a gitmek üzere yola çıkan Razi, şehrin girişine yaklaştığı vakit, ihtiyar bir kadın dışında bütün yöre halkının kendisini karşılamak üzere beklediğini görür. Kadının hayret verici bu hareketi Râzi'ye haber verilince, onun bu davranışı merakını celbetmiş

İmam Şafii Hz.leri Şeybani Ra'i'nin huzurunda anasının önünde diz çöken çocuğun duruş ve oturuşu gibi saygılı bir tavır içinde bulunurdu. Ahmed bin Hanbel (r.a.) İmam Şafi'nin yanında otururken bir gün Şeybâni Râ'i çıkageldi..

İlim talibi olan birisi, bir tarikat şeyhine intisab edip, bağlanmadıkça, kemâle eremez. Çünkü ilim onu mağrur edecek, bu mağruriyyeti onun gözüne çok hakikatleri perdeleyecek ve göstermeyecektir..

Ehlullah ile bir araya gelmeyen fâkih, katıksız kuru ekmek gibidir..

Bakıcısız ve bahçıvansız, dağ başında kendiliğinden büyüyen agaç, yaprakla donansa bile meyve, vermez. Meyve verse de lezzeti, bağ ve bahçe meyvelerinin lezzeti gibi olmaz. Böyle bir ağaç bir yerden diğer bir yere nakledildiği zaman hem çok güzel olur, hemde meyve verir. Çünkü ona emek verilmiş ve üzerinde tasarruf vuku' bulmuştur..

De ki: İşte benim yolum. Kendimi ve bana ittiba edenleri basiret üzere Allah'a çağıyorum..

Kim rahmanın zikrinden göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık bu onun ayrılmaz bir arkadaşıdır. Şüphesiz ki bunlar, onları yoldan çıkarlar. Onlar da kendilerinin hidâyete erdirilmiş olduklarını sanırlar..

Şüphe yok ki ümmetimin Budelası, Ebdâli, Cennete ne oruçlarının ve ne de namazlarının çokluğu ile girmezler. Lakin oraya Allah'ın Rahmeti kalblerinin temizliği, gönüllerinin cömertliği ve bütün müslümanlara acımaları sayesinde girerler..

Allahü Teala için halk içerisinde 300 kişi vardır ki, bunların kalpleri Adem (a.s)’ ın kalbi üzerindedir. Allahü Teala için halk için 40 kişi vardır ki bunların kalpleri Musa (a.s) ın kalbi üzerindedir. Allahü Teala için halk içinde 7 kişi vardır ki, bunlan kalpleri İbrahim (a.s) in kalbi üzerindedir.

Her Asırda Ümmetinin Hayırlısı 500 tanedir. Ebdal ise 40 tanedir. Bunlardan ne 500 eksilir ve ne de 40 eksilir. İçlerinden biri vefat ettiğinde 500'den birini alır, 40 kişinin içine katar. Bunlar kendilerine zulmedenleri affederler, kötülük yapanlara iyilik ederler, Allah'ın kendilerine verdiği nimetlerle başkalarına yardımda bulunurlar.

Yeryüzü, Peygamberliğin kesilmesinden dolayı Rabbına şikayette bulundu. Allahü Teala şöyle buyurdu: Senin üzerine 40 tane Sıddık koyacağım, onlardan biri vefat edince, verine bir başkası bedel olarak getirilecektir.

Benim ümmetimden kalpleri İbrahim (a.s.)'nın kalbi üzere olan 40 kisi hiç eksik olmaz. Allahü Teala onlar sebebi ile yeryüzü halkından belaları defeder. On­lara "EBDAL" adı verilir. Ve o hâle Namaz, Oruç ve Sadaka ile ulaşılmaz. Ashab-ı kiram (r.a) Sordular: Ya Resülallah onlara ne ile ulaşılır. Cevap verdi: "Cömertlikle ve Müslümanlara nasihatla ulaşılır." buyurdu.

Ümmetinin içinden bir cemaat kıyamete kadar, Allah'ın emirlerini işlemeye devam edecektir. Ve onlara ne karşı koyanlar ne de kendilerinden yardımı kesenler hiç bir zarar veremeyeceklerdir.

Şayet 40'lardan biri ölürse ümmet arasında bulunan Velilerden biri onun yerine getirilir. (Üçlerden biri ölürse yedilerden biri verine getirilir. Sayıda tek, fakat bütün mahlukatın sayısına denk olan KUTUP ölürse, verine üçlerden biri ge­tirilir. Bu Allah'ın izniyle kıyamete kadar böyle sürüp gider.

Bu Ümmet içerisinde 40 kişi İbrahim meşrebi üzerinde, 7 kişi Musa meşrebi üzerinde, 3 kişi İsâ meşrebi üzerinde, 1 kişi de Muhammed (s.a.v.) meşrebi üzerinde bulunur. Bunlar mertebelerine göre insanların efendisidir.

Yer Yüzü Halilürrahman gibi 40 zattan asla hali kalmayacaktır. Onlar yüzünden yağmurla sulanırsınız, onların bereketi ile yardıma mazhar olunursunuz. Onlardan biri vefat edince Teala onun yerine bir diğerini getirir.

Ümmetinin içinden bir cemaat kıyamete kadar, Allah'ın emirlerini işlemeye devam edecektir. Ve onlara ne karşı koyanlar ne de kendilerinden yardımı kesenler hiç bir zarar veremeyeceklerdir.